Siyasetçilerin ve yakın tarih meraklılarının en sık tartıştığı konulardan biri şüphesiz TBMM’nin 1 Mart tezkeresindeki oylama sonucunun Türkiye’mizin ulusal çıkarları için yararlı olup olmadığıdır. Baştan belirtelim o gün bir İstanbul Milletvekili olmamızın yanı sıra Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın dış ilişkiler danışmanı sıfatıyla kapalı grup toplantımızda söz alıp savunduğum tezkerenin lehinde oy kullanmıştım. Tezkerenin aleyhinde oy kullanan meslektaşlarımızın demokratik haklarını kullanmalarına saygı duymakla birlikte tezkerenin o gün kabul edilmemiş olmasının ülkemize külfetinin yüksek olduğunu düşünüyorum.

O tezkere kabul edilmiş olsa şartları hakkında ABD’li muhatapları ile sıkı bir pazarlık yapan Büyükelçi Deniz Bölükbaşı ve arkadaşlarının çabaları netice verecek ve Türk ordusu PKK’yı kaynağında imha etmiş olacaktı. PKK o gün imha edilmiş olsa YPG gibi sahte isimlerle şablon değiştiremeyecek, NATO müttefikimiz olması gereken ABD tarafından beş bin kamyon dolusu mühimmat ile silahlandırılamayacak, DAEŞ olarak bilinen ve yüce İslam’a tarihinde en çok zarar veren sapık örgüt ortaya çıkamayacak, özetle Türk ordusunun kahraman askerlerinin bugün Afrin’e Zeytin dalı operasyonunu yapmaları gerekmeyecekti.

O tarihte milletvekili olamadığı için Başbakan olmayan ve oylama sırasında Genel Kurul salonunda bulunamayan Sayın Recep Tayyip Erdoğan aslında tezkerenin TBMM’den geçmesini arzu ettiğini açıkça ortaya koymuştu. Tezkereyi meclise sevk eden hükümetin Başbakanı Sayın Gül’ün tezkere konusunda tarafsız tavırlarına ek olarak sonradan siyasette yükselerek daha başka birçok dış siyaset hatalarına  imza atan akademik kökenli bir danışmanı ile gazeteci bir gençlik arkadaşının birçoğu yeni seçilmiş tecrübesiz Milletvekilini olumsuz etkilemesi sonucunda alınan o yanlış karar ülkemize çok pahalıya patladı. Hem kaynak hem zaman kaybının yanı sıra doğru kararla Ortadoğu’yu şekillendirebilmenin kazandırabileceklerini eklersek durum daha da berraklaşır.

Bu konuda ilk yanlış adım aslında 1 Mart tezkeresinde alınan karar değildi.   Nur içinde yatsın Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal 90’lı yılların başında ilk körfez krizinde Türkiye’nin PKK sorununu kökünden kazımak için muazzam bir fırsat penceresi görmüş ve Başkomutan vasfıyla ordumuzu Kuzey Irak’a göndermek istemişti. Vizyon sorunu yaşayan zamanın komutanları maalesef bu emre karşı çıkmış, rahmetli Özal ise o günlerde milli iradeyi adeta ipoteği altına almış üniformalı bürokrasi ile baş edememişti. Rahmetli ısrarcı olduğunda genelkurmay başkanı istifa etmiş, yerine gelen de gideni aratmamıştı. Genelkurmay’ın zamanında Özal’ın talimatını yerine getirmemesi de ülkemize çok pahalıya mal oldu.

Özal’ın diktiği fidanlar artık meyve veriyor. Onun ekibi ile birlikte kurguladığı sistem yani hayalleri bugün Cumhurbaşkanımız ve ekibi tarafından gerçekleştiriliyor. Kahraman Mehmetçiğimiz bugün Afrin’de adeta bir destan yazıyor. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan terörü kaynağında kurutmak için muazzam bir çaba ortaya koyuyor. Aslında bunu rahmetli Özal 90’ların başında Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da 2003’de yapmak istemişti. Nasip bu günlereymiş.

Türkiye 15 Temmuz sonrası en önemli hedefin yerli ve milli olmak olduğunu anladı ve artık tek yürek olarak bir kararlılık ortaya koyuyor. Terör örgütlerinin tamamına karşı ortak bir mücadele yürütülüyor.  Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük göstergesi budur. Hamdolsun artık gerçekten ordu gibi bir ordumuz, hakkıyla başkomutanlık yapan bir Cumhurbaşkanımız var. Hepsinden önemlisi Milletin iradesini hiçe sayabilen hiçbir vesayet ya da güç kalmadı.

Bu yüzden milletçe kenetlenerek, bir ve beraber olmalı, Zeytindalı operasyonunu başarıyla yürüten kahramanlarımıza ve başkomutanımız Sayın Erdoğan’a

destek vermeye devam etmeliyiz. Bizim milletçe kenetlenmemiz hem Afrin’de hemde inşallah ileride Münbiç’te ve umarım bir gün de Kandil’de PKK’nın tamamen bitirilmesini ve Rahmetli Özal’ın hayallerinin gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Ünlü ressam Van Gogh; “resmimi hayal ederim ve daha sonra hayalimi resmederim.” dermiş. Biz de onun gibi hayalimiz olan “Egemen Türkiye’yi hep beraber inşaa edelim.

Egemen BAĞIŞ
TC Devlet ve AB Eski Bakanı
İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Araştırmalar Merkezi Başkanı

Paylaş

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.